E-mail adresiniz:
 Şifreniz: Beni Hatırla
Ahmet Sargın Ahmet Sargın
Ahmet  SARGIN
Üye / Kimlik onaylı üye
Profil anasayfa Kimdir? Şiirleri Sesli şiirleri Yazıları Ne dediler? Blogları Fotoğrafları Edebiyatdefteri.com anasayfa »
 
 
 
Ne dediler?

Ahmet Sargın üyesi hakkında kim ne demişler?


 Ne düşündüğünüzü yazmak için tıklayın.
Yazılan düşünceler
Ahmet Sargın Ahmet  SARGIN
Profili | Şiirleri | Yazıları
Konu : DOST DİYE DİYE ŞİİRİNİN TAHLİL ÇALIŞMASI



SEVGİLİ DOSTUM,
SANA AİT DOST DİYE DİYE ŞİİRİNİN TAHLİL ÇALIŞMASINI YAPTIM..SANA GÖNDERİYORUM..İZNİN OLURSA BAŞKA BİR EDEBİYAT DERGİSİNDE YAYINLANACAK...AYRICA, TAHLİL ÇALIŞMALARIM YIL SONUNDA YAYINLAYACAĞIM ŞİİR TAHLİLLERİ İSİMLİ KİTABIMDA YERALACAK...
SELAMLARIMLA
ÇELEBİ ÖZTÜRK

ŞİİR TAHLİLİ


Çelebi ÖZTÜRK
celebi_ozturk@hotmail.com


AHMET SARGIN: 1954 yılında Yozgat Merkez Kırım Köyünde doğdu. İlkokulu kendi köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat'ta okudu. Yozgat İmam-Hatip Okulu ve Yozgat Lisesi Mezunudur. 1975 yılında Konya Selçuk Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünden 1978 yılında mezun oldu ve Türkçe öğretmeni olarak göreve başladı. Çeşitli illerde görev yaptıktan sonra l989 yılında bu görevinden istifa ederek Yozgat Yerköy MTSK Müdürü olarak göreve başladı. Bu görevinde bulunduğu sırada Yozgat Bayrak TV'de program yapımcılığı ve İleri Gazetesinde köşe yazarlığı yaptı.
Yozgat Bayrak TV'de 'Bozok Şiir Akşamları' programını hazırlayıp sunan şair, 'Gündem ' programları ile de izleyicisinin karşısına çıktı. 1995 yılında Yerköy Delice TV. Müdürü olarak görev yaptı. Yerköy televizyonunda da çeşitli programları hazırlayıp sundu.'Yerköy'ün Sorunları ve Çözüm Yolları' konulu bir dizi toplantılar düzenledi! . Aynı yıllar(1996) Matbaacı Yusuf Kayaalp' le birlikte 'Gelişen Yerköy Dergisini' çıkardı. Bu derginin Genel Yayın yönetmenliğini ve Yerköy Gazetesinin Yazı işleri müdürlüğünü yaptı.
1987 yılında yeniden öğretmenlik görevine döndü. Aynı dönemde Yozgat Gazetesi ve İleri Gazetesi köşe yazarlığını sürdürdü. 'Bozok Gündemi ' başlıklı yazıları ile Yozgat Kamuoyunun ilgisini toplamaya çalıştı. 2004 Eylül ayında kendi isteği ile emekli oldu. Halen Yozgat İleri Gazetesinde Köşe yazarlığı yapmaktadır...
TV. Program yapımcısı, Gazeteci, şair ve yazar Ahmet Sargın İlkyazı çalışmalarına öğretmen vekilliği yaptığı Haydanbeyli'de başladı. Öğrencilik yılları sıkıntı ve çilelerle geçen yazar Isparta Özgül Yayınları Yayım kurulunda yer aldı. İlimiz Gaziantep, İlimiz Şanlıurfa, Türkiye Haritası Katalogu gibi eserlerin hazırlanmasında görev aldı. Bu yayınevi tarafında 8 adet masal kitabı yayınlandı. Yazı ve şiirleriyle çeşitli gazete ve dergilerde kendini gösterdi. Yazı ve şiirlerinde: Ahmet Taşkın, Abdullah Ecevit, Mehmet Emin, Alperen Selçuk, Ahmedi, gibi mahlasları da kullanan Sargın'ın yayımlanmış hikâye ve araştırmaları da bulunmaktadır...
Halen Yozgat'ta ikamet etmektedir. Yozgat Şairler Ve Yazarlar Birliğinin Başkanlığını yapmaktadır. Sorgun Ozanlar Derneği ve Yerköy Halk Âşıklar Derneğinin Kurucuları arasında yer almış olup, bu derneklerin Yönetim kurulu üyesidir.un üzerinde antolojide yer almıştır.




DOST DİYE DİYE ŞİİRİNİN TAHLİLİ





Dost Diye Diye!
Ateşte yandı bu gönül
Çağırdı dost diye diye
İnan ki yanıp kül oldu
Savruldu dost diye diye.

Onun ataşiyle düştü
Alev ortamında pişti
Acılar gönülü seçti
Yalvardı dost diye diye.

El vurup yâre karıştı
Can cananıyla kavuştu
O sevdiğiyle görüştü
Ağlaştı dost diye diye.

Dolaşıp dağları aştım
Ozanlar peşinden koştum
Sevincimden inan uçtum
Seslendim dost diye diye.

Sargın dosta olur âşık
Balın içindeki kaşık
Gönül bunlara alışık
Buluştu dost diye diye.

AHMET SARGIN

A-DİL: Dost Diye Diye şiirinin en belirgin özelliği sade ve anlaşılır bir Türkçe ile yazılmış olmasıdır. Şairin Türkçe öğretmeni olması yazılarında hissedilmektedir: Şiirlerindeki dil, sadelik, anlatış tarzı, öğretmen olarak diline derin sevgi ve saygı beslediğini göstermektedir. Şair, sade ve anlaşılır bir Türkçe kullanmakla aslında gelenekçi bir yönünüde ortaya koymaktadır. Geleneklerine bağlı olmayan bir şairin şiirleri ancak kopya olabilir! Şair, Türk dilinin özelliklerini iyi bildiğinden eserlerinde başarıyla kullanmıştır. Bu özelliği ile evrensel şair olmak arzusunu göstermektedir. Şunu söyleyebiliriz ki, şairin herkese hitap etmek istediği anlaşılmaktadır.

B-ZAMAN: Şairin zaman karşısında takındığı tavrı 3. kıtada net olarak görebiliyoruz.


El vurup yâre karıştı
Can cananıyla kavuştu
O sevdiğiyle görüştü
Ağlaştı dost diye diye.


Birinci ve ikinci kıtada dostun aşk ateşiyle kavrulan şair, üçüncü kıtada dostu görmenin heyecanı içerisindedir. Şiirdeki tasavvufi söyleyiş açıkça görülmektedir. Sevgiliyi görüp o’na kavuşan şair, bu heyecan içerisinde sevinçten ağlamaktadır. Bu bir aşk ağlayışıdır. Şair, sevgiliye kavuşmanın halati ruhaniyesi içindedir. Zamanı bu duygularla aşmaktadır.
Şiirde mistik bir hava mevcuttur. Teşbih sanatı kullanılmış ve gizli ifadeler vardır. El vurup yâre karıştı/Can cananıyla kavuştu mısralarında yâr ve ikinci mısradaki canan, Tanrının veya Peygamber efendimizin kendisi olabilir. Can olarak ifade edilen varlıkta şairin Benik duygusunun öne çıktığını görüyoruz. Burada ifade edilen can, yani benlik, ruhun kendisidir. Şairin mâna bakımından çok derin ve gizli ifade kullanması şiiri güçlü kılmıştır. Bilindiği gibi divan şiirlerinde bu tip gizli ifadeler çok sık kullanılmakta ve teşbih sanatları daima ön plana çıkmaktadır. şair, mevcut zamandan (içinde yaşanılan) söz etmektedir. Yâr ve canan olarak ifade edilen varlığın Tanrı olarak algılanması yanlış olmayacaktır. Bu mısradalarda Tanrıya ulaşılan zamanın varlığı söz konusudur.
Üçüncü kıtanın bütünü içinde derinlemesine yaptığımız inceleme, bizi, öteki aleme geçişteki zamandan da söz ediliyor düşüncesine sevketmektedir. Öteki alemde sevgiliye kavuşmak, onunla görüşmek vardır. Bu da El vurup yâre karıştı / Can cananıyla kavuştu /O sevdiğiyle görüştü” mısralarında kuvvetli olarak görülmektedir. Bu düşünceye göre, şair, hem içinde bulunduğu zamandan söz etmektedir ki, içinde bulunduğu zamanı sevgiliyi görerek ve ona kavuşmak suretiyle aşmıştır. İkinci olarak öteki aleme geçişe ait zamandan bahsedilmesi söz konusudur. Bunu da yine, sevgiliye kavuşmak ifadesinden anlıyoruz. Ancak burada öteki aleme geçiş kâlp ile mümkün olmaktadır.

C-MEKÂN: Dost Diye Diye şiirinde, ilahi anlamda sevgili için yanmak, sevgiliye duyulan özlem ve ona kavuşmak ifade edilmektedir. Şairin, sevgidiğiyle görüşüp ona kavuşmasından sonra mekânı aştığını görüyoruz. Buradaki mekânın ahiret olmadığını, kâlp ile kavuşmak olduğunu anlamamız gerekiyor. O halde mekân şairin kalbidir. Dolayısı ile şair, madde aleminden mânâ alemine geçmiştir.El vurup yâre karıştı / Can cananıyla kavuştu/ O sevdiğiyle görüştü” mısralarında kâlp ile mekânı aştığını görüyoruz.

D-İNSAN: Beşinci kıtanın birinci mısrasından şiirdeki insanın şairin kendisi olduğunu anlıyoruz. Sargın dosta olur âşık mısrasından da anlaşılacağı gibi şairin kendisi olduğu kuvvetli bir şekilde vurgulanıyor. Burada Benlik duygusunun öne çıktığı görülüyor ki, bu da şiire bir lirizm katıyor. Birinci kıtanın birinci mısrasında Atşte yandı bu gönül ve dördüncü kıtanın Dolaşıp dağları aştım mısralarında; Bnlik duyguları öne çıkmakta ve şiirdeki insanın şairin kendisi olduğu açıkça görülmektedir.
Şair, üçüncü kıtada insan-ı kâmil olarak karşımıza çıkmaktadır. Burada şairin mutlak ve tek olan hakikate ulaştığını görüyoruz. Bu da şiirdeki insanın hakikate, yani Tanrıya ulaştığını göstermektedir. Tasavvufta &Benlik rûh olarak ifade edilmektedir. Bu halde şiirdeki insanın yana yana benliğinin, yani ruhunun olgunlaştığını ve Tanrya ulaşacak kâmile erdiğini anlıyoruz. Şiirde &Benlik duygusu aşırı derecede öne çıkmaktadır.

E-DUYGU VE DÜŞÜNCE: Bir şiirdeki gizli mâna ve kuvvetli tasvirleri bulup ortaya çıkarmak için şiirin çok iyi incelenmesi gerekir. Bu mâna da, bu şiiri beşeri bir aşk şiiri olarak değerlendirenler büyük bir yanılgıya düşerler.
Dost Diye Diye şiirinde öne çıkan ana tema, sevgiliye olan büyük aşk ve o’na kavuşmaktır. Bunun neticesinde duyulan aşırı sevinç ve heyecan vardır.
Şairdeki duyuş farklı bir dil ile anlatılmakta ve sevgilinin Tanrı olduğunu düşünmemize sevketmektedir.
Şiirin dört bölümden oluştuğunu görüyoruz. Birinci ve ikinci kıta şiirin birinci bölümünü, üçüncü kıta şiirin ikinci bölümünü, dördüncü kıta şiirin üçüncü bölümünü ve beşinci kıta şiirin dördüncü bölümünü meydana getirmektedir.
Şiirin birinci bölümünü oluşturan 2. ve 3. kıtalarda şairin Benlik duygusunun öne çıktığı bölümdür.

Ateşte yandı bu gönül
Çağırdı dost diye diye
İnan ki yanıp kül oldu
Savruldu dost diye diye.

Bu bölümde, şiirdeki insanın ruhunun sevgilinin aşkıyla yandığını görmekteyiz. Birinci mısrada gördüğümüz Ateşte yandı bu gönül” seslenişi, büyük bir aşk ve özlem seslenişidir. Buradaki ateşte kelimesinden kasıt bildiğimiz ateş değildir. Kâlpteki yangındır! Şair, gönül ateşiyle yanmaktadır. Aşk ateşiyle çıktığı bu yolculukta okuyucuyu da beraberinde sürüklemektedir. Gönül kelimesi şiirdeki anlamı ile şairin içinde bulunduğu psikolojik durumunu ifade etmektedir. Çağırdı dost diye diye mısrasındaki çağırma, normal bir sesleniş değildir. Yani herhangi bir kişiyi çağırmak gibi algılanmamalıdır. Buradaki çağırma tasavvufi anlamda bir sesleniş olup, İslâm dininin gereklerini yerine getirdikten sonra, gece ve gündüz tespihatlarla Tanrının anılmasıdır. &Dost diye seslenilen varlık Tanrının kendisidir. Şiirde öne çıkan insanın benliği dost diye öyle bir yanmıştır ki, ondan başka bir varlık düşünmemekte ve dost olarak benimsediği ve duyumsadığı bu varlığa seslenmektedir. Dostunu arayan ve onun için adeta yanıp küle dönen ruh, artık kendinden geçmekte ve sağa sola savrulmaktadır ki, buradaki savrulma yaprak gibi bir yere savrulmak değildir. Buradaki savrulmayı, dostun aşkıyla yanan ve ondan başka bir varlık düşünemez hale gelen benliğin, sürekli Tanrı’nın adını zikrederek sağa sola sallanmasıdır. Tarikatta buna zikir çekme denir. Tanrı aşkıyla yanan şairin gönlü ondan başka dost aramamaktadır. Ancak Tanrıdan uzak olması da acı vermektedir. İçindeki aşkı, ateşi ve bu acıyı dindirecek tek ve mutlak varlık Tanrı’nın kendisidir.
İkinci kıtanın Onun ataşiyle düştü / Alev ortamında pişti mısralarında görüldüğü gibi, cananın aşkıyla yanan benlik nihayet olgunluk devresine girmiştir. Pişmek kelimesi, insan ruhunun olgunlaştığını ifade etmektedir. Tasavvufta da buna olgunlaşma denir.

Onun ataşiyle düştü
Alev ortamında pişti
Acılar gönülü seçti
Yalvardı dost diye diye

İkinci kıtada görülen acı, ruhun acı çekmesidir. Yani şiirdeki insanın kalbinin, benliğinin Tanrı için yanması ve şaire acı vermesidir. Şair bu acı ile kendine dost seçtiği Tanrıya yalvarmaktadır. Bu yalvarış tek değil, geniş anlamda bir yalvarmadır. Şair, madde âlemine ait herhangi bir talepte bulunmamaktadır. Bunun özellikle bilinmesi gerekmektedir. Şair, Tanrı için çekilen acıdan da zevk almaktadır. Bu da insan-ı Kâmil olmanın özelliklerinden biridir.
Şairin, birinci bölümdeki dosta olan seslenişi, bize, Tanrıya ulaşmak için hiç bir şeyi gözü görmeyen Yunusun bana seni gerek seni seslenişini hatırlatmıştır.
Şiirdeki dil herkesin anlayabileceği tabii bir dil olmakla kalmıyor, aynı zamanda şiire psikolojik ve felsefi bir yaklaşım getiriyor. Her türlü dünyevi istek ve arzudan sıyrılan şair, yalnız dostunu, yani tek olan Tanrıyı istemektedir. Şairdeki duyuş, ifade edilebilecek özelliklerin yardımıyla şiire biçim vermektedir.
İkinci bölümü oluşturan üçüncü kıtadaki temel düşünce, sevgiliyle buluşmayı anlatmaktadır.
Birinci mısrada el vurup söz grubundan anlaşılması gereken görmektir. El vurup yâre karıştı / Can cananıyla kavuştu mısralarında şair, sevgiliyi kâlp gözü ile görerek, benliğinde yani ruhunda onuhissetmiştir. Ve ikinci mısrada da ifade edildiği gibi sevgiliye kavuşmuştur. O sevdiğiyle görüştü /Ağlaştı dost diye diye. Mısralarında da görüldüğü gibi, sevgiliye kavuşan şairin heyecan fırtınasına kapıldığını ve o aşk ile gözyaşına boğulduğunu anlayabiliyoruz.
Bu bölümde Ozanın telvin halindeki psikolojik durumunu görebiliyoruz. Tasavvufta telvin makamına giren dervişlerin halden hale girdikleri bilinir. Abdülbaki Gölpınarlı telvin makamını şu şekilde açıklıyor:Sofilerce telvin makamı, kulun hâlden hâle girmesidir. Birçok sofi, bu makamı tam Olgunluk makamı bilmez, bu makamda kulun bazı kere gerçeğe ulaşacağını, bazı kere tabiat perdesiyle örtü altına girmiş bulunacağını, bazı kere sevince, bazı zaman kedere düşeceğini, korkuya ümide kapılacağını söyler.
Şiirin üçüncü bölümünü oluşturan dördüncü kıtadaki temel düşünce, şairin dosta kavuştuktan sonraki ruh halini yansıtmaktadır. Benlik duygusu net olarak anlaşılmaktadır.

Dolaşıp dağları aştım
Ozanlar peşinden koştum
Sevincimden inan uçtum
Seslendim dost diye diye.

Mısralarında dost ile buluşan şair, tasavvufi anlamda bir sarhoşluk içindedir. Büyük bir sevinç ve heyecan yaşamaktadır. Bu sevinç onu meczuba döndürmüş, dağ dağ gezdirmekte, sözü Tanrı olan ozanların peşinde koşmakta ve kendini kuş gibi hissetmektedir. İslâm felsefesine göre, şair, dost diye tanımladığı Tanrıyı görüp, ona kavuştuktan sonra sonra meczuba dönmüş ve kendini kaybetmiştir. Adeta sarhoşa dönmüş ve bu sarhoşlukla dağ, bayır gezmekte ve dost dost diye inlemektedir. Buradaki inleyişin Tanrının adıyla yapılan coşkulu bir inleyiş olduğunu görüyoruz.
Şiirin son kıtası olan dördüncü bölümdeki temel düşüncede, ilâhi aşkın ifadesi söz konusudur.
&Sargın dosta olur âşık/Balın içindeki kaşık mısralarında kendi benliğini öne çıkaran şair, dost olarak seslendiği Tanrıdan başkasına aşık olamayacağını ifade etmekte ve onun için madde aleminin hiçbir öneminin kalmadığını anlamaktayız. Bu aşk onun için Bal anlamındadır. Kendisini bu baldaki kaşık gibi görmektedir. Bal bildiğimiz gibi tatlı olan ve cennetteki yiyeceklerden biridir. Cennet yiyeceğini yemek ve balın içinde kaşık olabilmek için insan-ı Kâmil olmak gerekir ki, şair, Tanrı için gözyaşı dökerek ve yanarak bu kâmile ermiştir. Olgunlaşan ruhu artık mânâ alemine ait her şeye alışmıştır.

F-KENDİNİ AŞMA: Bir şairi ve eserlerini yakından tanımadan, onun sanatsal kişiliği hakkında bilgi sahibi olmadan, sadece bir şiirine göre değerlendirebilmek oldukça güçtür. Ancak, şairi yakından tanımış ve dost olarak yakın münasebetlerde bulunmuş bir kişi olarak, diğer şiirlerinde kullandığı dili, duygu ve düşünceleri, bunların ifade ediliş tarzı, şiirlerinde kullandığı sanatlar ve edebi kişiliği hakkında yakından bilgi sahibi olmam nedeniyle zorlanmıyorum. Bu bakımdan kendimi şanslı hissediyorum.

El vurup yâre karıştı
Can cananıyla kavuştu
O sevdiğiyle görüştü

Mısralarında sevgiliyi kalp gözü ile gören şairin ona kavuşmasıyla kendini aştığını görüyoruz. Buradaki duyuş farklı bir tarzda ifade edilmiştir. Şair, sevgiliyi ruhunda hissederek madde âleminden mânâ âlemine geçmiştir. Bu geçiş şairde ciddi ruhi reaksiyonların meydana gelmesine de vesile olmuştur. Nitekim “Dolaşıp dağları aştım/Ozanlar peşindenştum/Sevincimden inan uçtum /Seslendim dost diye diye. mısralarında daha açık görülmektedir. Şairin Tanrı aşkı ile kendini aştığını görüyoruz.
Aynı zamanda, şairdeki Tanrı sevgisi ve iman kuvveti kendini göstermektedir.

G-ANLATIŞ TARZI: Tekke Edebiyatının nazım türlerinden ilahi tarzında yazılan Dost Diye Diye şiiri, 8lik hece ölçüsü kalıbıyla yazılmıştır. Aşık Edebiyatının koşma nazım türüne benzemektedir. Birinci kıta 3+5=8 duraklı/ hece kalıbıyla yazılmıştır. İkinci kıtanın 3. ve 4. mısralar 3+5=8 kalıbına göre yazılmıştır. Diğer mısralarda duraklar bozuktur.
Birinci kıtanın 1. mısrasında yinelenen t-n-e-a sesleri, 2. mısrada d-y-e-i sesleri, 3. mısrada n-l-k-a sesleri, 4. mısrada s-d-y-e-u sesleri, ikinci kıtanın 1. mısrasında n-ş-ü-a sesleri, 2. mısrada t-a sesleri, 3. mısrada a-ü-l sesleri, 4. mısrada d-y-e-a sesleri, üçüncü kıtanın 1. mısrasında r-u-ı sesleri, 2. mısrada c-n-a-u sesleri, 3. mısrada i-ü-e ve birbirine yakın s-ş sesleri, 4. mısrada a-t-d-y-e-i, dördüncü kıtanın 1. mısrasında d-ş-l-a sesleri, 2. mısrada n-e-o-a, 3. mısrada n-m-i-e-u, sesleri, 4. mısrada s-d-y-e-i sesleri, beşinci kıtanın 1. mısrasında r-a-o-s-ı sesleri, 2. mısrada n-k-i-ı-a sesleri, 3. mısrada ı-n-a-l sesleri ve 4. mısrada d-y-e-u-i seslerinin ses uyumu sağlayarak şiiri zenginleştirdiği görülmektedir.
Birinci kıtanın 2. mısrasında ve her dörtlük sonunda tekrarlanan dost diye diye söz grubu hem şiirde ses uyumu ve kafiyeyi zenginleştirmiş, hem de ritimi kuvvetlendirmiştir.
Birinci kıtanın 2. ve 4. mısralarında yinelenen diye zengin kafiye, ikinci kıtanın 2. mısra sonunda pişti, 3. mısra sonunda seçti tam kafiye, dördüncü kıtanın 2. mısra sonunda koştum, 3. mısra sonunda uçtum zengin kafiye, beşinci kıtanın 1. mısra sonunda aşık, 2. mısra sonunda kaşık, 3. mısra sonunda alışık zengin kafiyedir.
Birinci kıtanın 2. mısrası; Çağırdı dost diye diye, 4. mısrası; Savruldu dost diye diye, ikinci kıtanın 2. mısrası; Alev ortamında pişti, 3. mısrası; Acılar gönülü seçti, Dördüncü kıtanın 2. mısrası; Ozanlar peşinden koştum, 3. mısrası; sevincimden inan uçtum, Beşinci kıtanın 1. mısrası; Sargın dosta olur aşık, 2. mısrası; Balın içindeki kaşık, 3. mısrası Gönül bunlara alışık birer rediftir.
Şiirde yer alan kelimelerden ateşte, yandı, çağırdı, kül oldu, pişti, acılar, yâre karıştı, canıyla kavuştu, sevdiğiyle görüştü, dağları aştım, uçtum, bal söz grupları kelime anlamları dışında şiirin içinde öyle derin mânâlar yükleniyorlar ki, bu da şiirin dilini, biçimini ve ifade tarzını etkileyen önemli unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır.
Şiirin genelinde mısraların kendi içinde ve sonunda kullanılan harflerin ses uyumunu güçlendirdiği, bunun da şiire zenginlik kattığı görülmektedir. Şiirde görülen aliterasyon ve asonans ritimi güçlendirmektedir. Mısraların kendi aralarında ve çapraz olarak ses uyumu hem sık sık yinelenen harflerle, hem de kelimelerle sağlanmış ve şiirdeki duyuşun daha kuvvetli seslenişini sağlamıştır. Harf ve kelime yinelenmeleri ile sağlanan ses zenginliği şiir dilini de güçlendirmiş, şiire musiki havası vermiştir. Ses zenginliği, aliterasyon, asonans, kafiye ve redifle bir bütünlük ve zenginlik içindedir.
Şiirdeki dil, şairin duyuşuna göre şekillenmiştir.

Şair, kelimelerle adeta top gibi oynamaktadır. Böylece anlatmak istediği duygu ve düşünce kalıbına zemin hazırlayarak hiç zorlanmadan ustaca dile getirdiğini görüyoruz.
Şiiri zenginleştiren unsurlar şiirdeki sadelik, ahenk ve duygu yoğunluğudur.
Şiirin teknik unsurlarını meydana getiren özellikleri bilerek ve anlayarak okunması halinde daha bir zevk alınacağı muhakkaktır.
Şiirdeki konu anlatımı ve kurgusu başarılıdır.
Şair, noktalama işaretlerinden hiçbirine başvurmamıştır. Şiirin genel yapısı itibariyle noktalama işaretlerine ihtiyaç duyulmamış olması, şairin duygu ve düşüncelerini ifade ediş tarzındaki kuvveti ve gücü göstermektedir. Şiirdeki bu genel yapı okuyucunun edebi duygularına hitap etmektedir.
ilk bakışta anlatım ve kurgu zayıf gibi görünebilir. Ancak şiirin tahlil kusmında açıklamaya çalıştığımız unsurlar dikkate alındığında, şiirin hiçte zayıf olmadığını, aksine herkesin anlayamayacağı gizli ve çok derin mânâlar ifade eden kuvvetli tasvirler kullanıldığı anlaşılacaktır. Şiir, güçlü bir poetikanın ürünüdür. Nitekim şiirde kullanılan aliterasyon, mısraların kendi içinde ve çapraz ses uyumu, tekrarlanan kelime, ses ve kafiye ile bütünleştirilmiş mısralar şiirin ne kadar zengin, güçlü ve ne kadar musiki havası yansıttığı hakkında fikir verecektir.
Dost Diye Diye şiiri çok güçlü ve lirik türde yazılmış bir şiirdir.
Günümüzde Yunus’tan etkilenmeyen şair yoktur. Ahmet Sargın’da bunlardan biridir. Dost Diye Diye şiirinde Yunus’un etkisi görülür. Ten çürüye toprak ola tozam hey dost deyi deyi mısrasında dost, Tanrı’dır. Görüldüğü gibi Sargın’ın bu şiirinde Yunus’un seslenişi vardır.

Ahmet Sargın Ahmet  SARGIN
Profili | Şiirleri | Yazıları
AHMET SARGIN:
Gazeteci, Şair, Yazar.

1954 Yozgat Kırım köyü doğumluyum. 1978 Konya Selçuk Eğitim Enstitüsü Türkçe bölümü mezunuyum. 1978 yılında öğretmenlik görevime başladım. Öğretmenlikle beraber hikaye şiir ve yazı çalışmalarım devam etti. 1989 yılında öğretmenlik görevimden istifa ederek özel bir şirkette görev aldım. Bu yıllarda televizyon program yapımcılığı da yaptım. Şiir programları hazırladım. Pek çok şiir şölenlerinde ozan arkadaşlarımla buluştum. Halen Yozgat İleri gazetesinde günlük yazılarıma devam ediyorum.

"Ahmet Sargin; Yozgat'a kendini adamış, yerken, içerken, otururken, kalkarken, sınıfta, sokakta, kaleminin başında Yozgat'ı düşünen, bir eğitimci, yazar, şair, gazeteci, vatansever bir Türk Milliyetçisidir."

DURALİ DOĞAN;
Gazeteci, şair, yazar.
15/01/2003 selam gazetesi


Ahmet Sargın Ahmet  SARGIN
Profili | Şiirleri | Yazıları
Yozgat Sevdalısı Bir Yürek


Resmi büyük görmek için tıklayın TÜRKİYE SEVDASIYLA AHMET SARGIN
Pazartesi, 26 Ocak 2009

www.ilerigazetesi.com

Yozgat ve İlçeleri, özellikleri ve güzellikleriyle hep ilgi alanımda oldu çocukluğumdan beri. Lise yıllarımda Şebinkarahisar Sivas Yozgat yol güzergâhını takip ederek ve Kınık - Bozok havasını birleştirip soluyarak Pirimiz Abdi Bey aşkına varmıştım Yozgat’a.
Sanki o muhteşem Yozgat; Yozgat Lisesi, Yozgat Meydanı, Saat Kulesi ile ’Hoş geldin Hikmet, seni tanıyoruz; biliyoruz; seni Yozgat Beyleri gibi seviyoruz.’ der gibi basmıştı beni bağrına.
Sabahçı kıraathanelerini, börekçi salonlarını, sabah çorbalarını hazırlamış lokantaları ziyaret etmiştim bir sabah namazı sonrasında. Duruşları, engin ufuklu görüşleri kadar sağlam, söylemleri testi kebabı gibi lezzetli özellikleri de adam gibi adamlarınkine benzeyen; konuksever candan Yozgatlılar ile selamlaşmıştım, konuşmuştum. Sokakta, caddede, meydanda nerede rastladıysam işlerimi bitirip dönünceye kadar…
Üniversite yıllarımda yedek subaylık günlerimde ve daha sonraları asker, sivil, bürokrat, vakıfçı, dernekçi, öğrenci, siyasetçi, âşık, ozan, şair, şiir yorumcusu çok candan tanıdığım oldu. Nurettin Albayrak, Mehmet Gül, Durali Doğan, Şükrü Ünalan ve M. Yılmaz Uluğtekin gibi…
Yıllar sonra ’Türkiye Okuyor’ kampanyasına ’Okuyar’ diyerek yüzde yüz katkı yapmak adına Şebinkarahisar’ın Köprübaşı’nda Proje çalışması olarak özenle hazırlayıp okurların faydasına sunduğum Tanıtım Turizm Kültür Sanat Eseri Türkiye Sevdası’nın Yozgat ve İlçeleri’nde tanıtımını gerçekleştirecek bir tanıtım turizm kültür sanat elçisi ararken yeni bir isimle tanıştım Yozgat meydanlarında.
Eğitimci Şair Yazar Gazeteci Ahmet Sargın meslektaşımı buldum sora sora.
Şiir Yorumcusu Yasemin Doğru ile merhabalaştık daha sonra. Başarıyla tamamladılar Türkiye Sevdası için çok anlamlı ve önemli tanıtım görevlerini.
Kapsama alanında özellikleri ve güzellikleriyle Yozgat ve İlçeleri de bulunan Tanıtım Turizm Kültür Sanat Eseri Türkiye Sevdası’nın tanıtımı sırasında çok özel heyecan duyduğunu hissettim Ahmet Sargın’ın.
Bu sıcak ve samimi ilginin; tasarımını tamamlayıp, gelecek nesillere aktarmak için hazırladığı Ahmet Sargın imzalı Yozgat Sevdası ile irtibatlı olduğunu anladım derinlemesine konuştukça…
Binlerce çoğalttırarak şiir şöleni süresince şiir sevenlere Türkiye Sevdası armağanı olarak verdiğimiz Ahmet Sargın imzalı meşhur Sürmeli şiirine, Belediye Başkanı Yusuf Başer’in ve bazı İl müdürlerinin resimlerine Türkiye Sevdası’nın tanıtım sayfalarında yer verdik övünçle..
Eserin yeni bölümünü; okullara, kütüphanelere, kaymakamlıklara, belediyelere, kültür sanat dostlarına şiirli şuurlu canlara ulaştırdık ivedilikle.
Yozgatlı Şairler Şiir Yorumcuları ve Yazarlar Birliği Başkanı Eğitimci Şair Yazar Gazeteci Ahmet Sargın’dan 9. Uluslararası Yozgat Sürmeli Festivali Şiir Şöleni için protokol daveti alınca gönül dostluğumuz daha da sağlamlaştı, daha anlamlı oldu.
Zaten emindim. Şahittim.
Eğitimci Şair Yazar Gazeteci Ahmet Sargın’ın sadece Yozgat merkezinde, meydan cadde sokak mahalle ve köylerinde değil İlçeleri’nde de tanındığı sevilip sayıldığını biliyorduk.
3 gün 3 gece süren 9. Uluslararası Yozgat Sürmeli Festivali Şiir Şöleni ile ilgili etkinlikler kapsamında Valilik ve Belediyenin ortaklaşa gerçekleştirdiği programlarda Ahmet Sargın’ın Yozgat Sevdası ile üstlendiği görevleri nasıl başarıyla ve alnının akıyla tamamladığına bizzat yakından gözlemleyerek yeniden şahit olduk.
Cami avlularında kıraathane köşelerinde minibüs duraklarında medya kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarında yaptığımız söyleşiler sırasında anlamıştık bu güzelliğin sırrını.
Yozgat Beylerine yakışan kalıcı hizmetleriyle, örnek özverili özel yetenekli şiirli ve şuurlu eylemleri ve davranışlarıyla defalarca ispatlamıştı kendini Ahmet Sargın.
Öğrencileri de saygı ile belirtiyorlardı bağlılıklarını. 30- 40 Kişilik sanatçı topluluğu ile ilgilenirken 30- 40 bin duyarlı bir saygın topluluğu ile ilgileniyormuş gibi heyecanlanıyordu Yozgat Sevdası’nı tüm özellikleriyle aksettirircesine.
Kapalı ve Açık ortamlarda birçok yerde geceli gündüzlü beraberliğimiz oldu Ahmet Sargın ile.
Tüm Yozgatlıların huzurunda adeta test ettik, sınavdan geçirdik Ahmet Sargın’ı… Bütün Yozgatlılardan vekâletname almış gibi temsil ediyordu. Yozgat Sevdası ile Yozgat’ı ve Yozgatlıları. ’ Yediğin ekmek helal olsun!’ dedirtircesine.
Yozgat Valimiz Amir Çiçek, Yozgat Belediye Başkanımız Yusuf Başer,
İl müdürlerinin, öğretim görevlilerinin, vakıf, dernek, sendika, parti başkanlarının ve şiir dostlarının birlikte bulunduğu ortamlarda Yozgatlı duruşu ve Atatürk’ün özdeyişlerinde ifadesini bulan sanatçı tarifine uygun saygın davranışlarıyla adeta gözlerimizi yaşarttı. Gönül dostumuz meslektaşımız Ahmet Sargın.
Bilinenleri tekrar ederek sözü uzatmayacağım. Yozgat ve İlçeleri’nin özellikleri ve güzellikleriyle Yozgatlı âşıklar ozanlar, şairler, şiir yorumcuları bestekârlar saz ve ses sanatçıları gibi yakından ilgilenirken tanıdım Ahmet Sargın’ı… Halk önderi Halk bilimcisi olarak gördüğümüz,

Eğitimci Şair Yazar Gazeteci Ahmet Sargın için methiyelerin ve bu yazılanların asla yeterli olmadığına inanıyoruz. Yozgat Sevdası için yoğun emek sarf ederken, bazı durumlarda işi bitince de haydi ’teşekkürler git güle güle!’ denilerek sırtı sıvazlanıp kapının önüne kadar yolcu edilecek bir isim değildir Ahmet Sargın…
Yozgat ve İlçelerinin tanıtım Turizm Kültür Sanat etkinliklerinde en ön saflarda yer alacak, millet devlet kaynaşmasında gönül köprüsü vazifesi görecek bir öncü olarak görülmeli Yozgat’a, Yozgatlılara 25- 30 sene daha hizmet etmesine zemin oluşturulmalıdır.
Sadece Yozgat ve İlçelerinde değil; birçok il ve ilçede de etkin hizmetleri ve Yozgat Sevdası ile tanınan takdir ve takip edilen bir önemli isimdir.

Eğitimci Şair Yazar Gazeteci Ahmet Sargın… ( Kars, Artvin, Erzurum, Elazığ, Malatya, Gaziantep, Gümüşhane, Bayburt, Giresun, Görele, Şebinkarahisar, Sivas, Tokat, Çorum, Çankırı, Ordu, Samsun, Amasya, Ankara, Kayseri, Adana, Mersin, Tarsus, Muğla, Antalya, Isparta, Karaman, Konya, Kırşehir, Manisa, Akhisar, Salihli, Nevşehir, Ürgüp, Aydın, Muğla, Denizli, Kütahya, Bilecik, Söğüt, Eskişehir, Balıkesir, Bursa, Sakarya, Bartın, Kocaeli, İstanbul, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Çanakkale ve Afyonkarahisar…)
Yozgat Belediye Başkanımız Yusuf Başer’de ona sahip çıkmalı, bunu Yozgatlılar ve Ahmet Sargın kadar Yozgat Sevdası ile Türkiye Sevdası ile yanıp tutuşan "Dağların ve Çobanların Şairi" sıfatıyla biz de ( Hikmet Okuyar’olarak) istiyoruz ve bekliyoruz.
Yozgat Valiliğince Ahmet Sargın’ın uzmanlık alanına girecek bir kadroda Yozgat Sevdası ile görevlendirilmesini diliyoruz.
Mevcut durumlar göz önüne alındığında Ahmet Sargın’lara çok ihtiyacımız var ve daha çok ihtiyaç olacak. Yozgat merkezinde ve çevresinde el ele gönül gönüle şiir yüklü duygularla ibadet aşkıyla yapacağımız çok büyük önemli çağdaş ve projeli hizmetler var. Tüm Yozgatlılar ile paylaşarak, severek, üreterek çoğalarak hayata geçireceğimiz Yozgat güzelliğinde ve Yozgatlılar saygınlığında nice sağlıklı günlerde…
Sevgilerle…


Hikmet Okuyar
Gazeteci Şair Yazar-

SUŞİYAD Başkanı
 « Önceki sayfa   1   Sonraki sayfa » 
 
Bu sayfada Ahmet Sargın  Ahmet SARGIN şairi hakkında, Ahmet Sargın  Ahmet SARGIN kimdir, Ahmet Sargın  Ahmet SARGIN şiirleri,Ahmet Sargın  Ahmet SARGIN hakkında bilgi ve Ahmet Sargın  Ahmet SARGIN isimli üyeye ait tüm bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.