| |
| Kitaplara yaptığı yorumlar |
KargülüALMILA kitaplara yaptığı düşünceleri |

|
Kitap:
Narnia Günlükleri : Aslan, Cadı ve Dolap
| 30.04.2012 15:52:57 |
~ 10 puan |
Kızımla önce filmini ziledik. Harikaydı. Ondna sonra kitabı sıkıcı olur deidm ama değil...
Güzel bir fantastik eser. Okunmasını öneriyorum...
|

|
Kitap:
La-Sonsuzluk Hecesi
| 09.02.2012 11:54:13 |
~ 10 puan |
İçinden çok şey aldığım kelimeler. Çok düşündüğüm, ve bildiğimi bir daha öğrendiğim cümleler. Nazan Bekiroğlu kendi üslubu ile sıkmadan, yormadan ne çok şey anlattı...
Okunmasını ısrarla öneriyorum.
|

|
Kitap:
İskender
| 19.08.2011 11:51:00 |
~ 5 puan |
Henüz kitabı okumadım. Ama kitaptan daha çok öne çıkan polemiklere şahit oldum. İddiaya göre; Elif ŞAFAK'ın bu kitabı, İngiliz yazar Zadie Smith’in ‘İnci Gibi Dişler’ romanına çok benziyormuş. İki romanın karakterleri ve olayların bire bir örtüşmesi, Elif Şafak’ın İnci Gibi Dişler romanından etkilendiğini gösteriyormuş ve bu iddiayı ortaya atan Fikir Mahsülleri Ofisi adlı blog sitesi. Site, Şafak’ın Smith’ten “intihal tartışmalarına yol açacak kadar esinlenmiş” olduğunu iddia etti.
Vatan Gazetesi'nin haberine göre, Elif Şafak ‘İskender’ adlı yeni romanında Fırat’tan başlayıp, Londra’ya kadar uzanan yolculukta, toplumun erkek çocuğa bakışını, insanların aslında en çok sevdiklerini incittiğini ve en buyuk yaraların ailede açıldığını anlatıyor. Zadie Smith’in İnci Gibi Dişler romanında ise benzer bir göç hikayesi anlatılıyor ve tıpkı İskender’de olduğu gibi Londra’-nın kenar semtlerinden birinde geçiyor. Blog iki romanı da karşılaştırıp benzerlikleri ortaya çıkarmış.
İşte o benzerlikler:
Irie’den Esma’ya Millat’tan İskender’e
“Şafak’ın İskender’i ise tam bir Millat. İkisi de doğal birer karizma, arkadaşlarının arasında doğal birer lider, yakışıklılıklarıyla göz dolduran, dikkat çekici tipler olarak tasvir ediliyor. Hem İskender hem de Millat İngiliz kızlarla takılıyor ama aileleri bu durumu pek hoş karşılamıyor. İkisi de yerli mi, göçmen mi nereli olduğuna bir türlü karar veremiyor..”
‘İntihal denir’
“İçine doğduğu siyasetten kaçmak için bambaşka bir alan seçip moleküler biyolojiye yönelen naif Nadir, Macit ve en yakın dostu Marcus’un birleşimi gibi görünüyor. Baba Adem Toprak da mutsuz evliliği ve yanlış gönül maceralarıyla bir hayli Samet İkbal gibi sanki.”
Zaide Smith’in “İnci gibi dişler” kitabının çeviremeni Mefkure Bayatlı konuyla ilgili VATAN’a konuştu. Bayatlı şunları kaydetti, “Bu kadarı tesadüf olamaz. Şafak, Zadie’nin kitabını şablon olarak örnek almış, aileyi Türk yaparak bir kitap yazmış. Konuyu basitleştirmiş. Özellikle pencere hikayesindeki benzerliği aklım almıyor. On tane öyle paralel hikaye yazılabilirdi ama pencere hikayesi paralel bile olmamış. Buna intihal denir. Uyarlarlama gibi bir şey olmuş. Esinlenmeyi aşmış. Hiç şaşırmadım. Dünya edebiyatını bir tek onlar takip ediyor, kimse bilmiyor diye düşünüyorlar. Ama Türkiye’de edebiyattaki başka kitaplardan etkilenmeleri, yapılan intihalleri araştıran ve bilen insanlar var. Örneğin Virginia Woolf’un Orlandosu ile Aziz Nesin’in Betüş’ünün ana fikri aynıdır.
Ama ayrıntılı olarak etkilenmek okur olarak kabul edilecek bir şey değildir. Belli ki Elif Şafak, Zadie Smith’ten çok etkilenmiş ve esinlenmiş. Zadie Smith’in başarısı çok iyi bildiği ve içinden geldiği insanları yazması. Elif Şafak o insanları o kadar iyi tanıyor mu? Bilemiyorum. Hayatından göç etmemiş bir aileden değilsen o hikayeyi yazman zor olur. Hikaye oturmaz, sahte olur.
Elif Şafak da bilmediği bir dünyayı yazıyor, tabii olayların içinde değil ve böylece de daha önce okuduğu kitaplardan, duyduğu öykülerden izlediği filmlerden etkileniyor ve öyle yazıyor. Ben bir kitap yazıp alkış alacağım diye kitap yazılınca böyle durumlar olabiliyor. Ben çevirirken bile o dünyaya girmeye çalışıyorum.”
Elif Şafak’a sorduk
Konuyu Doğan Kitap Kurumsal İletişim Müdürü Özlem Yaşarlar aracılığıyla yazar Elif Şafak’a sorduk. Ancak Şafak'tan bir yanıt gelmedi.
Neredeyse aynı cümleler
Benzerliğin böylesi, “Bowden’ın oturma odası yolun altında kalıyordu ve pencerelerinde parmaklıklar vardı, bu yüzden bütün görüntüler kısmiydi. Clara genelde ayaklar, tekerlekler, egzoz boruları ve sallanan şemsiyeler görürdü. Böyle anlık görüntüler çok şey anlatırdı: Canlı bir hayal gücü, yıpranmış bir dantelden, yamalı bir çoraptan, yere yakın sallanan ve daha iyi günler görmüş bir çantadan bir sürü duygulu öykü çıkarabilirdi.” (İnci Gibi Dişler, s. 30, Everest Yayınları)
Aynı oyun: “Oturma odasındaki halının üstünde bağdaş kurup oturur, tavana yakın küçük pencerelere bakardı ağzı açık. Dışarıda sağa sola akıp duran çılgın bir bacak trafiği olurdu. İşe giden, alışverişten dönen ya da yürüyüş yapan yayalar. ... (İskender, s. 135, Doğan Kitap)
5 Ağustos 2011 Cumhuriyet Gazetesi
BEN HÂLÂ YORUMSUZUM
|

|
Kitap:
Ölü Canlar
| 10.06.2011 16:47:33 |
~ 5 puan |
Gogol'un bu kitabının adı kendisinden daha çok ilgimi çekmişti. Aslınd aoldukça sürükleyici bri kitap olmasına karşı, Gogol'un dili beni pek cezbetmediği için yarım bıraktım. Her defasında başladım ve yarım kaldı.
|

|
Kitap:
Uçurtma Avcısı
| 10.06.2011 16:45:37 |
~ 10 puan |
Filmini izlemiştim önce. Ama kitap bambaşka... Keşke kitaplar filmleştirilmeseler. Çünkü o zaman kitaplar yeterince okunmuyor zannımca.
Okunmasını ısrarla öneriyorum.
|

|
Kitap:
Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım
| 05.05.2011 15:30:12 |
~ 8 puan |
Paulo Coelho'dan okuduğum ikinci kitap. Açıkçası SİMYACI kadar etkileyici değil. Ama yine de sürükleyici ve meraklıları için etkileyici bir kitap. Paulo Coelho'nun kitaplarını yazarken doğunun mistik yapısını irdelemiş olduğunu bu kitapta da görebiliyoruz. Zaten yazarı da nazarımda çekici kılan bu. ben bu kitapları okurken şunu da düşünmüştüm. Aslında pozitif ilimlerin doğduğu yer doğudur. Mesela ibn-i Sina'nın kitaplarının Fransada üniversitelerde ders kitabı olarak okutulduğunu bimeyiz ama son zamana kadar da okutulmaktayd. Ya da kaynak kitap olarak değerlendirilirdi. Bunun gibi pek çok batı yazarının çıkış noktasıdır doğu kültürü. Ama bizde batılılaşmak medenileşmekle eşit sayıldığından bizdekini yok saymayı da pek severiz. Ben bir kere daha kendi kültürümüze ve ilmimize gereken önemi göstermediğimiz takdirde sadece kendimizi kandıracağımızı ikrar ediyorum.
|

|
Kitap:
Bir Çift Yürek
| 02.05.2011 09:35:08 |
~ 7 puan |
Yayınlandığı yıllarda dünyada çok yankı uyandırmıştı. Sanırım bundan olsa gerek ben okuduğumda gerçekten çok fazla etkilenmedim. Ama yine de yabancı yazarlardan güzel bir eser. Psikolojisi ve felsefesi açısından bana biraz Simyacıyı anımsattı.
|

|
Kitap:
Mutluluk
| 02.05.2011 09:31:58 |
~ 10 puan |
Kitabı filminden önce okumuştum. Filmini daha sonra izledim. Genelde film yapılırken kitaptan çok sapılır ama bu kez filmi de kitapla uyuşmuştu. Zülfi Livaneli'nin "Gelibolu" dan sonra sevdiğim ikinci kitabıydı. Tavsiye ederim. Çünkü; Filmi izlemiş olsanız bile kitap okumanın zevki çok başkadır bana göre.
|

|
Kitap:
Madame Bovary
| 02.05.2011 09:28:24 |
~ 8 puan |
Uzun yıllar öncer okumuştum. Şimdi olsa okur muydum? Sanırım ona sıra gelmezdi. Çünkü okuyacak o kadar çok kitap var ki! Benim gibi otobüs duraklarında bile kitabı elinden düşürmeyen birisi için hem de. Fakat bu benim şahsi düşüncem olmasına rağmen Balzac ve edebi değeri yüzünden okunmasını tavsiye ederim.
|

|
Kitap:
Tanrıların Arabaları
| 01.05.2011 12:11:30 |
~ 4 puan |
Ben okudum. Erich von Däniken’in alternatif bir tarih arayışı ile kaleme aldığı bu kitap kafa karıştırıcı olarak görülse de bence çok karıştırmıyor. Mesela, Däniken’in ‘uzaydan gelen akıllı yaratıkların’ dünya tarihine yön verecek bazı müdahalelerde bulunmuş olacağına dair tezleri daha sonra bazı araştırmacılar tarafından çürütülmüştür. Bu gün bilim kurgu romanlarını ve filmlerini düşünürsek bu kitap pek masum kalır. Ama yine de insanların, onlardan önce dünyatı ziyaret eden -güya - daha medenileri tanrı edinmesi kolay anlaşılır olsa da, insan ırkının nasıl yoldan saptığını da kolayca izah eder. Yani eski insanların işi bu güçleri varsayıp onlara tapınmak gerçek yaratıcıyı yok saymak idi ise eğer, bu gün gerçek yaratıcıya daha sıkı inanmak gerekir. Zira herşey açık ve netleşmiştir artık. Şu çağdaş bilimin harikuladeliğine bakın ki, inkardan yola çıkanların izini sürüp inkarı çürütebiliyoruz pekala.
|
|
|
|
|